BATAKLIKTAKI INCILER
Yitirilmis Cennetimden size sesleniyorum. Soyle diyordu takdiminde, " Eğer bugünün insanını tarif etmek gerekseydi, zannediyoruz "İnsanlığını unutmuş, behimî arzularının esiri hâline gelmiş, maddenin yükü altında perişan ve ne yapacağını şaşırmış zavallı bir varlık, avare bir mahlûk" demek uygun olacaktı. Çağımızın teknolojisi insanı işte böyle zavallı bir hale getirdi"
Cagimizin insani; yagmur sonrasi bir ikindi vaktinde ,geceden kalma firtinanin savurdugu agaclara ve onlardan yere dusen sonbahar senfonilerini izlerken dusuyorsun aklima. Bir kac saatlik tefekkur , los bir odadan mum esliginde terapi niyetine dusunuyorum yitirdigim cennetimi. Adanmis bir hayattan , adanmislik ruhunun iksirinin tadina bakmis , ama hep oyle surecegini sanmisim. Bu benim aczim , bu benim insan olusum, bu benim dustugum batakligin , ruhumu en cok yoran tarafi; bir irmaktan nefeslenmistim vaktiyle. Fakat heyhat ki zaman , beni, ben kendimi bir batakligin icine dusurdum. Bu oyle siradan bir bataklik degil. Her batis aninizin size yitirdiginiz gercekleri hatirlattigi hem mental hemde enerjinizi somuren bir ruh emici.
Derken bir paragraf suzuluyor suyun kiyisindan ..." Insanlık tarihi, günümüzde görülen birbirine zıt kutupların bir arada bulunmasına, önceki devirlerin hiçbirinde bu kadar çok şahit olmamıştır. "Bir tarafta egonun karanlık labirentlerinde yol bilmez, iz bilmez şaşkın ruhlar; diğer yanda, her an sonsuzla yüz yüze ve bitmeyen bir yolculuğa karar vermiş, daha doğrusu iç dünyasında miraca azmetmiş aydınlık gönüller…"
Dur diyorum gitme, parmaklarim uzerinde gezinirken bu cumlelerin , ben neredeyim? Ben hangi zit kutbundayim bu meselenin? Bu benim sahsima ait itirafim. Yitirdim...
Aydinlik gonullerin izini yitirdim, ama dustugum bataklik egonun karanlik labirenti degildi. Benim dustugum bataklik celiskilerden , yolun icinde yasadigim surece dair , bana ve benim zayifligima dairdi. Ciktik dikenli yollara , soz verdik Allaha Donmeyecegiz dedigim insandan geriye , cagimizin insani kaldi. Takildim. Cagimizin insanina takildim.
Kendimce hakliliklarim vardi. Belki de kendimi hakli sandiklarim. Gerceklerim vardi birde gercekten ote sarildiklarim. Cagimizin insani; bir kara delik gibi yutarken her turlu erdemimizi , degerimizi , ahlakimizi, ben hicbirseyi degistiremedim . Elleri kelepceli , saclarindan cekilmis , suruklenerek turlu hakaretler ve bagirislar siddetler esliginde 6. kattan asagi attilar . bir kagida burusturup geriye bir kulp taktilar ... Sen artik cagimizin insanisin...
Dur gitme ne olur kal penceremde dolunay , yildizlar buradan cok uzak , buradan cok karanlik gokyuzum. Derken seslendi otelerden bana ; Diğer bir tarafta da, "yıldız avlamak için yelken açtığı göklerin derinliklerinden, zıpkının ucunda bir ateş böceği ile geriye dönen", başladığını bitirememiş kem tâli'liler... Evet, bütün bunlar "Dünkü ihmal, dünkü gaflet ve dünkü umursamazlığın acı birer meyvesi olarak karşımıza çıktı. Yarınlar da acı-tatlı her türlü semeresiyle bugünün bağrında gelişip hazırlanmaktadır...
Etme, dur yorgun kalbimiz diyemedim. Dur, yorgun seni sevenler diyemedim. Ama o anladi bir bakista Cagin insanini. Merak etmeyin , nasil ki bir irmagin ardindan bataklik cikabilir, oyle de o batakliktan inciler cikip mercan olabilir dedi Mihmandar. Eyvallah ...
Sorayim mi bilemedim. Bulbulu altin kafese koydular Mihmandar. Vatanimda vatanim der mi ? Milletimde milletim der mi? Bu bulbul yaralarindan siyrilip buyuk tesbihatlerle eski gunlerine doner mi ? Doner mi Mihmandar?...
Sustu, gozlerini kisti, kaslarini catti...
'Ben milletimin maddî mânevî mutluluğu için Cehennem'in alevleri içinde yanmaya razıyım.' diyenlere... Şahsî menfaat ve bencillikleri bir tarafa iterek Hak ve millet yolunda fâni olanlara... Toplumun ızdırabıyla kıvrım kıvrım kıvranıp, hep inilti kovalayanlara... Elinde ilim meşalesi, her yerde bir çerağ tutuşturup cehalet ve görgüsüzlüklerle mücadele edenlere... Üstün bir inanç ve azimle, dökülüp yolda kalanların imdadına koşanlara.. maruz kaldıkları zorluklar karşısında isyan etmeden, ümitsizliğe düşmeden bir küheylan gibi yoluna devam edenlere.. yaşama arzusunu unutarak yaşatma zevkiyle şahlanan babayiğitlere ihtiyacımız var..!"
Cagin insani ; cihanı üst üste karanlıkların sardığı bir dönemde...
Tut elimi, buradan gidelim diyemedim. Mihmandar... Bindi atina ,surdu ardina bakmaksizin . Yine gelir misin ? Diyemedim ...
Sorguluyorum .